7 Ocak 2023 Cumartesi

Bir Karahindiba Zerresi

 21. yüzyılın ilk çeyreğini neredeyse tamamlamak üzereyiz ve blog kullanan sınırlı insanlardan birisi olabilirim. İşte böyle de sağdığımdır. :P Şaka maka uzun zaman oldu buralara uğramayalı, umarım umutlarınız, mutluluklarınız ve de hayalleriniz yerindedir. Beni soracak olursanız, ne iyiyim, ne de kötüyüm kısacası bir insancığım. Açıkçası son zamanlarda başlıkta da okuduğunuz üzere kendimi bir karahindiba gibi hissediyorum. Filizlen, güneşe uzan, çiçek aç, olgunlaş ve uç. Merak ediyorum da bir karahindiba kaç tohum bırakabilir meltem rüzgarlarına? Her tohum kaç anı sığdırır zerre bedenine? Bu anılardan kaçı ateş olur yakar onları, kaçı can suyu olur? Bu soruların birçoğu şuan için cevabı bulunmaz bir sır. Ancak bu zamana kadar rüzgarlara armağan ettiğim birkaç tohumumun hikayesini anlatabilirim. 

Uğur Böcekleri

Tohumlarımdan birisinin anlattıklarına göre;  süzülmeden yaklaşık birkaç saat sonra, bir uğur böceği kolonisine düşüvermiş. Nemli bir mağarada olan bu kolonide kolaylıkla yeşermeyi başaran tohum bu sırada da kolonide bulunan uğur böceklerini dikkatlice izlemeye koyulmuş. Uğur böceklerinin her biri şaşmaksızın suya yansıyan görüntülerine hayran hayran bakıp, güzellikleriyle her şeyi elde edebileceklerini düşünüyorlarmış. Ancak karahindibanın görüp, uğur böceklerinin göremediği bir şey varmış. Bu güzel böceklerin her biri birbirine benziyormuş, aynı şeyi yemekten hoşlanıyor, aynı şeyi yapmayı seviyorlarmış; aynı şeylerden bahsedip, aynı şeylere gülüyorlarmış. Kısacası tekdüze bir kolonide bütün uğur böceklerin kendilerinin özel olduğunu sanarak oradan oraya uçuşuyorlarmış. Bu durumu oldukça komik bulan karahindiba bir gün dayanamayarak:
"Aptalca gözüküyorsunuz."
Der, içinden geldiğince. Karahindibanın söylediklerini duyan kibirli uğur böceklerinin her biri sinirlenerek karahindibaya doğru uçuşmaya başlar. Uçuşmanın etkisiyle yeni olgunlaşan karahindibanın bütün tohumları mağaradan dışarıya doğru savrulur. 
Kısacası doğrularından dolayı bir karahindiba zerresi dokuz köyün birincisinden kovulur.

Ben bir karahindibayım dedim, buradaki uğur böcekleri de elbet hayatımdan birilerini anlatıyordur. Bu blog seri olarak devam edecektir. Konu dışına çıktıysam, sürç-i lisan ettiysem affola.  

....

Ölü çiçeğini bilir misiniz? Hani Özdemir Asafın şiirinde geçen şu ölüm çiçeğini, LAVİNİA'yı yani. Açık koyu pembe rengiyle sizi içine çeken eşsiz çiçek lavinia'yı. Öyle bir çiçektir ki bu sadece görmeniz yeter, kokusunu almadan, derinliklerine dalmadan tutula verirsiniz ona. Yanında hiçbir şey onun eşsizliğinde gözükmez. Karahindiba zerrelerinden birinin de başına gelen anlattığım bu laviniacıklardan biridir. 

Ölüm Getiren Çiçek

Ana Karahindibanın, tohumlarını rüzgara salışından 2 gün sonra; tohum zerrelerinden bir diğeri göçmen alakargalardan birinin kanadına konuvermiş. Alakarganın her kanat çırpışında sarsılan tohum daha fazla dayanamayarak yeryüzüne doğru bırakmış kendini alakarganın kanadından aşağıya. Aşağıya doğru süzülürken aklında olan tek şey, yeşerebilmekmiş karahindiba zerresinin. Rüzgarın tüylü başına çarpışını hisseden Zerre telaştan kapadığı gözlerini usulca açmış yeryüzüne yaklaşırken. Karşısında uçsuz bucaksız bir ova ve de mavisinden kırmızına bir çok çiçek görmüş. Ancak bu çiçeklerin arasından görüntüsüyle dikkatleri direkt üzerine çeken bir çiçeğe doğru yönelmiş bütün dikkati. Çiçeğin güzelliği karşısında büyülenen küçük zerre, farkında değilmiş ona doğru süzüldüğünden. Rüzgarın şiddetiyle yere indikten sonra bir müddet sürüklense de, eşsiz çiçeğin biraz ötesinde durmayı başarabilmiş. 

"İyi misiniz?"

Demiş, eşsiz çiçek. Düşüşüyle sarsılan zerre, kendini toparladıktan sonra sorunun geldiği yöne doğru yöneltmiş bakışlarını. Karşısında gördüğü eşsiz çiçek, az önce düştüğü sırada izlemiş olduğu çiçekmiş. Ona bu kadar yakın olduğundan mıdır bilinmez, donakalmış çiçeğin güzelliği karşısında. Pembe taç yaprakları, narin gövdesi, eşsiz bir simetrisi olan yaprakları. Öylece tüm bu güzellikleri seyre dalan zerre, durumunun gülünçlüğünü fark ederek; alakasızda olsa cevap verebilmiş çiçeğin cevabına:

 "İyi, bir canlı sizin gibi bir çiçeğin toprağına düşüp de kötü olabilir mi?"

Devamını yazıcam üşendim.

Sarının İçindeki Siyah

Kaç kere yazıp sildiğimi bir bilseniz, baya olmuş çünkü yazmayalı insan iyilik gördüğü yeri bile saniyede unuturken benim yazmayı unutmam pe...