Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde uçsuz bucaksız bir dünyada körpe bir bedene bir ruh üflenmiş. Böyle başlamış insanlık denilen kanserin yayılıp çoğalması. Yakmış, yıkmış; kısacası her şeye kendince bir imza bırakmış. Başlangıçta belli bir amaçla yaratılmış olsalar da zamanla evrenin en büyük üretim hatası meydana gelivermiş. Bu öyle bir hataymış ki savaşlar, salgınlar, isyanlar, zenginlik içinde fakirlikler yaratmış. Kimisi yapmış, kimisi susmuş, kimisi göz yummuş ve belki de kötülüğün en büyüğünü yapanlar ise umudunu yitirip kendini arafa atanlarmış. Araftakiler iyinin yanında iyi, kötünün yanında kötüymüş. Kısacası rüzgar nereye esiyorsa yönünü oraya çeviriyorlarmış. Böyle olunca sormadan edemiyorum, yaşıyorum da neden? Yani çoğunluğun kötülükle donatıldığı bu dünyada ben ve benim gibi azınlık olan belli bir kesim ne yapabilir ki, anlayamıyorum. Şey diyorlar ya hani dünyayı gençler ve çocuklar kurtaracak. Neden? Ben ve benim gibiler bu dünyaya gerçekten bu amaçla mı geldik. Bu dünyayı gerçekten bizler kurtaracağız. Başkası ne düşünüyorsa düşünsün, bence bu dünyayı önceliklerimizi değiştirmek kurtaracak. Günümüzde para, güç, şehvet vb. gibi öncelikleri olan insanlar olduğu sürece, bu dünyanın düzelmesinin gelecek olan yeni nesillerin üzerine atılması biraz aptallık gibi. O yüzden soruyorum yaşıyoruz da neden?
Feryat
Açıl toprak ben geldim.
Yanımda derin sevdalar
getirdim.
Bu gaddar dünyada kedere
erdim.
Açıl toprak ben geldim.
Ecel meleği gel al bu
canı usandım.
Bu hayırsız ruha ömrümün
başından düşmanım.
Çırp kanadını uç gel,
yok yaşayacak tek bir zamanım.
Ecel meleği gel al şu
canı, inan çok pis usandım.
Leke
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder