Selamlar, hep böyle giriyorum. Sanırım kendime bir giriş bulmam gerekiyor. Nasılsınız, iyi misiniz? İnşallah iyisinizdir efenim. Kötü olmak için bahane aradığımız şu günlerde iyi olmak mucize gibi bir şey sanırsam. Ben, iyi miyim kötü müyüm açıkçası bilmiyorum. Kendimi bir daldan düşüp rüzgarda savrulan yaprak gibi hissediyorum. Hani ne yapacak bir şeyim de yok diyemiyorum, yapacak bir sürü şeyim var ama zaman denen dar kapsamlı algoritmanın içinde yapacaklarımdan sadece birkaçına vakit ayırabiliyorum. Gerçi şu sıralar üstümde o kadar hiçbir şey yapmama isteği var ki anlatamam. Misal veriyorum, bir şeye başlıyorum birkaç saat sonra bırakıyorum, başka bir şeye başlıyorum bu seferde sıkılıp bırakıyorum. Bazen ise yapacağım şeylere şartlar vermiyor. Sevmek istiyorum misal ama biliyorum ki o zaman bile bir problem beni bekliyor. Ne tuhaf şeydir ki üstünde yaşadığımız dünya, ben gibi her şeye enerjisi yeten bir insanı bile içten içe tüketebiliyor. İçim bomboş hissediyorum. Biliyorum, yazılarımın konu bütünlüğü yok zaten olsun da istemem. Ben sizinle arkadaşlarımla konuştuğum gibi konuşuyorum, hatta laf aramızda bazen konuşamadıklarımı da konuşuyorum. Neyse bunu bir kenara bırakalım şimdilik. Boşluk hissi diyordum sanırım en son, öyle bir şey ki bu sanki benden bir şeyleri keskin bir aletle oymuşlar gibi hissettiriyor. İçim bu kadar boşken göğsümdeki sızı neden geçmez onu da anlamıyorum. Bugün tanrıyla aramda geçen tek taraflı bir konuşma aynen şöyleydi:
- Beni duyuyor musun?
- Eğer orada bir yerlerdeysen lütfen sesimi duy.
- Eğer duyuyorsan tek bir şey istiyorum senden, adil ol.
Bunları söyledikten sonra uzunca bir sustum ve ardından tekrardan birkaç söz çıktı ağzımdan:
-Ben ölmek istemiyorum.
Aslında oldum olası korkarım ölmekten ama geçmişte oldukça istemişimdir ölmeyi, bunun nedeni de çocukluğumdan başlayarak benden yiten kişiler, duygular, hayaller ve birçok şey aslında. Neyse konuşmada geçenlere devam edelim biz:
- Biliyorum, önceden tam tersini istiyordum senden ama şu sıralar fark ettim ki ölürsem bazı şeylerden yarım kalarak gideceğim. Doğru düzgün sevmeden, sevilmek nedir bilmeden. Gidilecek, görülecek de çok yer var aynı zamanda bilmiyorum tanrım, yaşamak istiyorum ben ya. Doya doya, ağrısız sızısız, güle oynaya yaşamak istiyorum.
Biliyorum, tanrıyla aramda geçen bu sohbet birazcık delice size göre ve oldukça saçma ama bilmiyorum hani vahdeti vücut diye bir olay var ya kısaca, her birimiz tanrıdan bir parçayız ve ona geri döneceğiz. Bu kadar acıyla pişmiş insan varken şu dünya da eğer tanrının birer parçasıysak hissetmiyor mudur? Bu bir isyan değil yanlış anlaşılmasın. Sadece birazcık sorguluyorum işte, Ahmet Mitat oldum iyice sürekli laf arasına kendi düşüncelerimi sıkıştırıyorum. Umarım sıkılmıyorsunuzdur.
- Korkuyorum ben tanrım, ölmenin her türlüsünden korkuyorum. Sesimi duyduğumu biliyorum ama ne olur hissettir bana bunu, gül şu yüzüme.
Sürşi lisan ettiysem affola :)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder